3 Eylül 2012 Pazartesi

Acelen varsa, ne işin var Datça'da?

Yunan tarihçi, coğrafyacı ve filazof Strabo Datça için "Eğer Tanrı insanlarının uzun yaşamasını istiyorsa onları Datça'ya bırakır" demiş. Valla pek de doğru söylemiş. Geçen hafta Datça'dayım. Ömrüm en az 1 hafta uzamıştır mutlaka :)

Buyrun Datça'ya gidecekler için küçük bir rehber..

Datça'nın muhteşem koyları 

Palamutbükü, Kargı, Karaincir, Hayt Bükü, Gabaklar benim gittiklerim. Bir de geçen sene limandan kalkan envai çeşit tekne turuyla gittiğim koylar var. Hepsi çok çok güzel. Tek kötü yanı buralarda denize girdikten sora başka denizleri zor beğenirsiniz ;)

Palamutbükü tüm diğer koylar gibi çok güzel. Betonlaşmamış, sakin, harika yemekler, aşırı derece güzel bir deniz. Fış fış su sesi dinleyerek takılıyorsunuz. Yemek için Tuna'yı, dondurma, tatlı için de Payam'ı tavsiye ederim.

Gabaklar

 Karaincir

Kargı

Datça şehir merkezi maalesef biraz çarpık yapılaşmış ama arayan güzelliklerini de bulur ;) Marinada birşeyler içebilir, sokaklarda gezerken sokağın adını aldığı sanatçının sözlerini, hikayesini okuyabilirsiniz.



ESKİ DATÇA

Giderken hiçbir beklentim olmayan Eski Datça'yı gidince o kadar sevdim ki... 
Rengarenk begonvillerle kaplı dar taş sokaklar, taş evler, renkli kapılar, taştan sokak tabelaları, güzel hediyelik eşyalar satan küçük dükkanlar ve cafeler.. 

Sadece gündüzü değil gecesi de çok güzeldi Eski Datça'nın. Akşam Antik Cafe'de canlı müzik dinleyerek bu otantik, güzel ortamın tadını çıkarabilirsiniz.








Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi (UKSSA) 

Palamutbüküne giderken yolda mutlaka uğramanız gereken bir yer var: UKSSA 
Bahçesine girer girmz gözlerinizin fal taşı gibi açılacağı, mis gibi ormanın içinde, kocaman bahçesinin her yerinde dünyanın dört bir yanından sanatçıların işlerini görebileceğiniz bir yer. 



Biz gittiğimizde Ara Güler'in Aphrodisias Çığlığı sergisi de vardı. 

Serginin olduğu salonlardan biri aşağıda. Hep bayıldığımı söylediğim rengarenk yer karolarıyla döşenmiş, taş duvarlı, dev ışıl ışıl avizeli salonda muhteşem fotoğraflar. Daha ilham verici ne olabilir ki?


Selimiye (Aslında güzel Selimiye demeliyim)

Aslında Selmiye Marmaris'e bağlı ve yakın. Datça'ya 1 saat mesafede. Selimiye'ye ilk defa geçen sene günübirlik gidip çok sevmiştik. bu sefer kalalım dedik. Sakin, çok güzel bir koy. Denizi cam gibi, muhteşem. Yemek için Parageda'yı öneririm. Biz çok beğendik, yemekler çok güzeldi, özellikle kalamarını kesin yemelisiniz. Öğle yemeği için Falcon'a pide yemeye gidin.



SİMİ

Daha önce Simi'ye gitmek çok kolay olmuyordu çünkü Marmaris'e gitmek gerekiyordu. Bu yıl Datça limandan günübirlik tekneler kalkmaya başlamış. Limandaki teknelere bakıp üzerinde Simi yazanlara sorup gidebilirsiniz. (Pasaport ve vize gerekiyor.) 

Oyuncak gibi kutu kutu evlerin olduğu, rengarenk kapılar, merdivenler, sokaklar göreceğiniz çok sevimli bir ada. Zannettiğimden daha büyükmüş. Gider gitmez motor kiralayıp önce tepelere çıkıp sokakları gezdik, sonra da şehri..

Eğer giderseniz merkezde Nickolas diye bir  pastane var, kesin gidin, özellikle dondurmaları aşırı güzel.







Benim gidemediğim ama vaktiniz olursa gidebileceğiniz bir diğer yer de Antik kent Knidos.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...